dikiş masası nasıl yapılır

IMG_9076merhaba dostlar yeni bir yazıyla karşınızdayım. Masayı yapalı neredeyse bir ay oldu ama bir türlü fırsat bulup paylaşamadım. Dikiş dikmekten vakit bulamadım sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz çünkü marangozluk işlerim devam ediyordu. Şimdi hepimizin ihtiyacı olacak bir dikiş alanı tasarladım ve bunun nasıl yaptığımı bol resimli şekilde aşama aşama anlatacağım. Öncelikle halihazırda kullandığım beni çöpe at diye yalvaran dandik ikea masamın yerine başka masa aradım ama istediğim gibi bir şey bulamadım. Ne demişler bulamazsan yapacaksın !

12272905_1686377588286503_35704606_nbunlar benim hammaddelerim . Eski ahşap kasaları tek tek söktüm düz bir biçimde yan yana ekledim ve masamın uzunluğunda tüm parçaları kestim biçtim. 12273102_1686377578286504_270356730_n (1)

belli aralıklarla matkapla deldim masanın arka kısmında 15 cm’lik bir genişlik vardı sırt tahtasını o genişliğe 5cm aralıkla iki yerden vidaladım. Bu sayede sallanma tartma durumu olmadı çünkü masaya yapıştı resmen.

12286108_1686377608286501_274431715_n

deldiğim deliklere eski örgü şişlerini ve ince elbise askılarının tellerini kestim (istediğiniz uzunlukta kesebilirsiniz) arka kısmını bükerek deliklere sabitledim aralık kalan yerleri macunla kapattım. Öncesinde ara boşluklara macun çekmiş kuruyunca zımpara yapmıştım .daha sonra güzelce boyadım (3 kez çünkü boyam kaliteli değildi) arka bölümü koltuklarımın yastık kılıflarıyla kapladım alt kısmını özellikle açık bıraktım ilerde çubukların yerini değiştirirsem yada yenilerini eklersem  kolaylık olsun diye :))

12272910_1686377661619829_265163088_n 12270054_1686377658286496_362030285_n 12282876_1686377664953162_414957858_n

 

masamız olur ama ütüyü nerede yapacağız ? evde bulunan yedek mini ütü masamın ayağı minik metal ayaklardı  bende ahşap ayak yaptım nasıl mı ? iki menteşe iki tahta birazda tel yeter. ütü masasının ayağının nereye geleceğini hesapladım kestim araya menteşesini çaktım sonra kullanılmayan kısa metal ayakların içinden geçirip telle ütü masasına sabitledim birde baktım ütü masamda minik bir menteşem var onuda masama sabitledim hemen . masanın ayak kısmı tahtaydı boyayacaktım ama üşendim hemde ses çıkarsın istemiyordum katlarken. ortalıkta duran ince süngerler vardı meyve kasalarının içinden çıkanlardan onu sardım ayağa birde parça kumaş buldum onu yapıştırdım ayak çok ses yapmasın diye oğlumun eskiyen okul çorabını kestim geçirdim kirlenince yıkaması kolay olur o çıkabiliyor :))

IMG_9076

ortalıkta gezen küçük tahta parçaları vardı onları da ütü ıvır zıvır koymak için çaktım raf gibi oldu.  Altta görülen kutunun içini yüzünü değiştirdiğim köşe takımının yastıklarıyla kapladım dışını masamın üzerine yapıştırdığım artık kumaşlarla süsledim kutuya menteşeyle kapak yaptım boyadım birde teker vardı evde onları vidaladım içine kumaşlarımı koydum. 12270028_1686377651619830_476253194_n gördüğünüz gibi eski örgü şişleri ve teller bobinlerimi ve makaslarımı taşıyacak durumda

IMG_9315

ve final :)) orada gördüğünüz ikinci kutunun yeri aslında orası değil  ama yardımcım hala benim değişim hızıma ayak uyduramadığı için böyle bir görüntü oluşuyor.  Mankenim de arka tarafta arz-ı endam ediyor ama ben artistlik olsun diye koydum oraya :)) alt kısımda raf var, çoklu prizimi ve bir kaç döküntüyü alıyor. İlk dikiş denemem çok eğlenceli ve rahat oldu çünkü her şey elimin altında eskisi gibi kalk o ipi al ütüyü başka yerde yap gibi bir derdim kalmadı. tekerlekli sandalyemle bir o yana bir bu yana geziyorum. Bu arada söylemeyi unuttum boyadıktan sonra vernik sürdüm ve yat verniği olduğu için hem geç kurudu hemde hafif sararma yaptı masa siz su bazlı vernik kullanın yada masa rengini beyaz seçmeyin yat verniği kullanacaksanız . İşte yeni bir projemde böyle sonuçlandı resim tarafımdan saçma sapan çekildiği için kusura bakmayın artık :)) sevgiler

 

gülce

pratik pervaz kesimi dikimi

merhaba yeni bir yazıyla karşınızdayım

bugün bir çoğumuzun kabusu olan pervaz kesimini ve dikimini sizinle paylaşacağım.

IMG_8410

üst beden kalıbını kumaşa yerleştirin

IMG_8411

göğüse gelen yada sırta gelen bölümüne aşağı doğru 6 cm çizin

IMG_8412

ön ve arka kısma aynı işlemi uygulayıp kesin pay bırakmadan

IMG_8424

telanızın yanlara doğru esneyecek biçimde yerleştirin ve pervaz parçasını üzerine koyup telanızı kesin

IMG_8425

pervazı ve telaya ayrı ayrı omuzlara gelen kısımlarını birbirlerine dikin

IMG_8426

elinizde böyle yuvarlak görünen bir parça olacak eğer böyle görünmüyorsa hatalısınız işlemi yeniden yapın :))

IMG_8427

telanın yapışkan yüzü ve kumaşınızın ters yüzü dışta kalacak şekilde iğneleyin . yapışkan kısım dışta kalmalı bu çok önemli

IMG_8428

pervazın ve telanın geniş olan kısmını birbirine dikin ve çevirin sonrada güzelce ütüleyin

IMG_8429

ne kadar da temiz ve güzel gözüken bir pervaz değil mi ? hiç dikiş izi yok tam benlik :))

IMG_8431

üst bedene pervazınızı iğneleyin ve çektire çektire dikin ( neden çektire çektire çünkü dikiş payı vermedik pervazımıza biraz gergin durması lazım ama çokta gergin olmasın .

IMG_8432

bu sefer diktiğiniz pervazı resimdeki gibi tekrar dikiş payına dikiyoruz. bunu neden yapıyoruz pervaz geri dönmesin moralimizi bozmasın diye :)) gerilmesin diye üçgen çıtlar atmışsanız onlara da dikkat ederek dikin

evet son aşamayı resimlememişim pervazı içe katlayıp ütüleyeceksiniz. elbisenizin pervazına bakanlar diyecek ki

NE KADAR DA BECERİKLİ BİR İNSAN :))

bol resimli eğitim çalışmamız umarım işinize yarar. ben bu yöntemi kendim uydurdum ama eminim benim gibi uyduran birileri vardır. teknik açıdan doğrumudur bilemem ben işin kolaya kaçan kısımlarıyla ilgileniyorum ve bunlar belli kurala bağlı olmayan yöntemlerdir. (yani tamamen uydurma )

bir başka projede görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın

Gulce

sosyal çatışma

yeni bir yazıyla yine karşınızdayım. Son zamanlarda çok önemli bir dönüm noktası yaşadık ülke olarak; kargaşa,kaos ve çatışmaların yaşandığı herkesin birbirine öfke kustuğu yine ‘koyun, geri zekalı, imansız, gavur,züppe… vs’ gibi lafların sosyal medya üzerinde uçuştuğu günlerden geçiyoruz. Neden bu kadar birbirimizden nefret ediyoruz ? neden birbirimizi anlamaktan bu kadar uzağız hiç düşündünüz mü? dilerseniz bunu partiler üzerinden giderek yapalım . Ana muhalefet partisi CHP ; yıllarca kendi halkını tanımayan bir parti oldu ! milletin ne düşündüğünü ne hissettiğini ve nasıl yaşadığını bir türlü anlayamadı anlamakta istemedi çünkü sosyalist aydınları başka bir hayatı yaşıyorlardı , dindar olan insanlar bağnaz gerici olarak görüldü. Avrupai yaşantılarına devam edip keyif çattılar ahkam kestiler. okumuş , kültürlü ilim irfan görmüş kimselerdi ! okumamış insanla bir kefeye konulamazdılar. Osmanlı’dan ölesiye nefret ettiler (sanki kendi ataları avrupalılarmış gibi) Atatürkçüyüz biz dediler her yerde Atatürk imzasını kullandılar oysa çoğu Atatürk’ün bir tane bile eserini okumamış onun ideallerini hiç anlamamışlardı. Muhasır medeniyetler seviyesini avrupa’da arıyorlar kendi tarihlerine geçmişlerine bakmak akıllarından bile geçmiyordu. Sonra demokratız biz özgürlükçüyüz diyen bu kitle gün geldi üniversitelerde ve kamu kurumlarında başörtüsü yasağı çıkınca gencecik kızlar gözyaşları içinde başlarını açınca hepsi alkış tuttu. Kimsede demedi ki ‘arkadaş özgürlüğe engel olamazsınız. din ve vicdan hürriyeti engellenemez’ . Onlara göre ibadet gizli yapılması gereken sadece camilerin içinde kalabilen bir durumdu ! ama işin rengi öyle değil işte… islam camilerde değil tüm hayatın içinde olan yaşanan canlı bir dindir. Tam bu yasaklar olduğu sırada bazı cemaat önderleri sessiz kalmayı tercih ettiler. ‘başörtüsü teferruattır ‘ diyen Fetullah Gülen kendi cemaatinin genç hanımlarına başlarını açma konusunda bir nevi mesaj vermiş oldu. (bunu bildiğim günden beri kendilerinden nefret etmekteyim tamamen kişisel bir nefrete sahibim ) bu uygulama konya selçuk üniversitesi hukuk fakültesinde başladı sanırım ilk defa! denemeydi aslında tepki ölçülüyordu. ve bizim sakin müslümanlarımız sustu. İlahiyat fakültesi dibinde olaylar yaşanırken müslüman öğrencilerimiz sesini çıkarmadı nasılsa onlar için korkulacak bir şey yoktu nasılsa onlar hala başörtülerini takabiliyorlardı! ama öyle olmadı . bu yasak tüm ülkede uygulanmaya başlandı 28 şubat süreci tıkır tıkır işliyordu! ama kim tarafından ! emperyalist güçlerin istemediği tek şey ülkelerde bir şeylerin iyi gitmesidir. Belli ki o dönemlerde bir şeyler iyi gidiyordu. Bu süreç yıllardan beri ezilen örselenen dindar kesimde yeni bir oluşum başlattı . İnsanlar böyle acılar yaşamak istemiyorlardı, genç kızlar inançlarından ötürü okuyamamanın verdiği öfkeyle dolup taşıyordu. Artık eskiyen körelen bu düzene bir dur demek lazımdı değil mi ! aslında milletin sorunu başörtüsüydü ama bazı güçlerin bu umurunda bile değildi. çıkaracakları arap baharlarında onlara yataklık edecek bir ülke gerekiyordu! büyük orta doğu projesi için Türkiye olmazsa olmazlarıydı plan basitti ! onların her dediğine evet diyecek bir lider gerekiyordu , halkın sevdiği biri olmalıydı onlardan biri. iki seçenek vardı önlerinde biri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu diğeri Recep Tayyip Erdoğan ikisi de  halk adamı idi ve ikisininde ortak noktası hapishane hayatlarının olmasıydı. Kabul eden kişiyi tahmin etmeniz zor olmasa gerek! emperyalist güçler ülkemize para akıttılar her şey iyi gidiyordu . İşler tıkırındaydı yani ak parti mazlumların sesi olacak herkesi kucaklayacaktı , yaptılar da herkesi kucakladılar. Ne acıdır ki ben başörtüsü yüzünden soruşturmayı ak parti hükümeti baştayken geçirdim ve tesadüfen kendi sicil notumun 7’ye düştüğünü öğrendim ! hırsızlarla aynı kefeye konmuştum o an yaşadığım üzüntüyü size anlatamam. Tek suçum tesettürlü olmayı tercih etmemdi kendi hür irademle seçtiğim bu yolda yürürken zorlandım çünkü etrafımda bana destek olacak bir tane bile dostum arkadaşım ve akrabam yoktu. Allah bir şekilde destek oldu yanlız kalmadım güzel insanlarla dost oldum ( hayatımın en güzel yılları aslında o mücadele verdiğim zamanlarmış). peki ne oldu da işler böyle sarpa sardı. GÜÇ ! çok tehlikeli bir unsurdur dostlar gücün verdiği cesaretle piyonlar farklı hareket etmeye başlayınca olanlar oldu . Zaten celallenmeye gaza gelmeye hazır bir milletiz! yıllarca da dizilerle sosyal medyayla beynimiz hamur gibi olmuş . Harala gürele girdik yine birbirimizle çatışmaya sonra tapeler yolsuzluklar ayyuka çıktı. Bir taraf Tayyip Erdoğan’dan ölesiye nefret ederken bir tarafta ölesiye yapıştı liderlerine (osmanlıdan kalma alışkanlığımız var bizim birini tuttuk mu bırakamıyoruz ) 7 haziranda halk aslında hükümete ağzının payını verdi. Erken seçime gitmek tek çıkış yoluydu ak parti için gelelim püsgevitli Devlet Bahçeli’ye ilk günden seçime gidileceğini biliyordu bunun farkındaydı. Kurulan hükümetin seçim hükümeti olacağını bildiği için partisini harcatmak istemedi ! ama seçim sürecinde ne yaptı HİÇ kendini ifade edebildi mi HAYIR peki partideki diğer insanlar ne yaptı ? HİÇ ! sesini duyuramadı halkla iletişim kuramadı . İnsanlar bahçelinin HDP’ye olan tepkisine kızıyorlar ama bana çok normal gelen bir tepki bu ! kişilik olarak çok düzgün dürüst bir siyasetçi olmasına karşın malesef kendisi koltuğa yapışan ve kök salanlar listesinde yeniliğe açık değil ve buda partisine zarar verir hale geldi. 1 kasım seçimlerinin tek suçlusu bahçeli gösteriliyor oysa bu büyük haksızlık tamam hata yapmış yanlış bir taktik uygulamış olabilir ama bu seçim zamanında dindarlıkları yüzünden zulüm gören ve haziran ayından beri şiddeti kaosu yaşayan Türk halkının %49’u İMAN-KÜFÜR arasında tercih yapmıştır.

peki gelelim can alıcı konuya bu insanlara sosyal medya üzerinden saldıranlar ülkenin gerizekalı oranı bakalım % kaç olacak diyenler neden suçlu arıyorsunuz? Aynaya bakmanız yeterli ! kapalılardan nefret ediyorsunuz dindar insanları sevmiyorsunuz kendinizi onlardan üstün görüyorsunuz, sizin ulvi amaçlarınız var! ama adamın amacı basit dinimi yaşayayım kan dökülmesin kaos olmasın. Bir çok insan hırsızlık olaylarına inanarak gitti ‘çaldıysa çaldı ‘ dedi ama yinede oyunu vermekten çekinmedi! NEDEN ? alternatifi yok muhalefet beceriksiz ! gönül isterdi ki güzel ülkemde hakikaten kaliteli insanlar ve partiler harika projeler yarışsın insanlar iyinin iyisini seçmek için kararsız kalsın !!!

ha ben bu kadar yazdım ama kapitalist bir dünyada kazanan asla biz olmayız ! tercih eden de biz olmuyoruz zaten ! piyonlarız biz onlar ne isterse onu yapıyoruz ve bu kafayla gidersek daha uzun yıllar piyon olarak bize düşen görevi yapmaya devam edeceğiz.

bilimde sevgide iyiliklerde ve barışta buluşma dileğiyle sevgiyle kalın

        GULCE