HAYAL HIRSIZLARI

Spread the love

Hepimizin geleceğe dair hayalleri vardır mutlaka , geleceğe dair lafıyla hayal lafının aslında aynı şeyi anlatması ve benim bu ikisini yan yana kullanmam ne garip değil mi ?
Çocukluğumu düşünüyorum şimdi, Ankara’nın bozkırında açan , tatlı çekirdekleriyle karnımızı doyuran bodur kayısı ağacımız vardı gölgesine uzanıp kitaplar tükettiğim o kitapların içinde hayalperest benliğimi beslediğim , güzel mi kötü mü şimdi hatırlamadığım günler tükettiğim, sıska bedenimi kalın dallarında taşıyan suskun kayısı ağacımız kim bilir nelere şahit oldu! benim çocukluğumun en güzel sırdaşıydı, gizli dostumdu, arkadaşımdı… bedenine çizdiğim hayallerime şahit oldu. Hıdırelezde gül ağacının dibine saklanan umutları vardı insanların, oysa bizim gül ağacımız yoktu ama benim dostum vardı hemde tatlı meyvesiyle beni besleyen sadık dostum. Gün geldi büyüdüm benimle büyüyen hayallerim umutlarım ve apartman sevdasına kesilen dostum…
Üzgündüm çok üzgündüm ama diyemedim kimseye çünkü daha konforlu bir hayata ihtiyaç vardı. kimin umurundaydı ki kayısı ağacı! tüm sokakta bir bir yükselen apartmanlar ve yeni yeni taşınan komşular. Ve yok olan çocukluğumun arka bahçeleri , büyüyen bizim içimizde küçülen hayallerimiz. Özgürlüğün, umudun, dürüstlüğün, adaletin, mutluluğun içinin boşaltıldığı mutlaka bir zümreye bir yere ait olmanız gerektiği paranın her şeyin önüne geçtiği bir dünyaya teslim ettik benliğimizi.
İsyan edebilen anarşist ve her türlü …ist olarak anıldı, isyan edemeyenler bu duruma alıştı ve hatta sevdi de
ben boğuldum, tükendim, isyan ettim içten içe ve o zamanlardan kaldı bunaldığımda ki uzun yürüyüşlerim.
80’lerin 90’ların çocuklarıydık biz son anda çocukluğunu yaşayabilen ve biraz olsun düşünebilen şanslı veledlerdik. çocuklarımız oldu hayata atıldık, ve ilk yaptığımız iş ne oldu bilir misiniz! Hayal hırsızı olduk, çocuklarımızın hayallerini çaldık!
Şimdi siz ne alakası var diyeceksiniz! çok alakası var dostlar. Biz dört duvar arasına sıkıştırdık çocuklarımızı onları parklarda oynamakla sınırladık çünkü buna mecburduk. Güvenlikleri için başlarında bekçi olmak zorundaydık , evlerde yüzlerce binlerce kanal vardı izlenecek onları televizyona tabletlere yada telefonlara mahkum etmek zorundaydık. hep eğitici oyunlar oynadık sayıları öğrettik, şiir ezberlettik, yaşlarından büyük işler yaptıklarında gururlandık , göğsümüzü gere gere övündük. Geleceğe duyduğumuz kaygı yüzünden hep iyi yerlere gelsin istedik hep bir numara olsun, hep başarılı olsun, hep birinci olsun , yırtık olsun , atak olsun … o olsun bu olsun ama çocuk olmasın ! hayalperest olmasın! başarısız olmasın ! oysa bazı başarısızlıklardan kazanılan tecrübe binlerce başarıyla elde edilemeyecek değerdedir çünkü düşünürsünüz düşündükçe arınırsınız arındıkça hayalleriniz geri gelir. kaybedenler kulübüne hiç girmemiş insan benim gözümde tehlikeli insandır.
Kurtları kuzu gibi görmekten vazgeçin. dürüstlüğün ve saygının ne denli kıymetli olduğunu hatırlayın. kendimizi bu dayatılan sistemden kurtarabilirsek , çocuklarımızı ve onlardan da bizden de çalınan hayallerimizi de kurtarabiliriz. işe nereden başlayalım diyorsanız size bir ip ucu vereyim ben televizyondan başlayın faydasız size hiçbir şey öğretmeyen programları izlememekle başlayın

sevgiler gulce

Bir cevap yazın