sosyal çatışma

Spread the love

yeni bir yazıyla yine karşınızdayım. Son zamanlarda çok önemli bir dönüm noktası yaşadık ülke olarak; kargaşa,kaos ve çatışmaların yaşandığı herkesin birbirine öfke kustuğu yine ‘koyun, geri zekalı, imansız, gavur,züppe… vs’ gibi lafların sosyal medya üzerinde uçuştuğu günlerden geçiyoruz. Neden bu kadar birbirimizden nefret ediyoruz ? neden birbirimizi anlamaktan bu kadar uzağız hiç düşündünüz mü? dilerseniz bunu partiler üzerinden giderek yapalım . Ana muhalefet partisi CHP ; yıllarca kendi halkını tanımayan bir parti oldu ! milletin ne düşündüğünü ne hissettiğini ve nasıl yaşadığını bir türlü anlayamadı anlamakta istemedi çünkü sosyalist aydınları başka bir hayatı yaşıyorlardı , dindar olan insanlar bağnaz gerici olarak görüldü. Avrupai yaşantılarına devam edip keyif çattılar ahkam kestiler. okumuş , kültürlü ilim irfan görmüş kimselerdi ! okumamış insanla bir kefeye konulamazdılar. Osmanlı’dan ölesiye nefret ettiler (sanki kendi ataları avrupalılarmış gibi) Atatürkçüyüz biz dediler her yerde Atatürk imzasını kullandılar oysa çoğu Atatürk’ün bir tane bile eserini okumamış onun ideallerini hiç anlamamışlardı. Muhasır medeniyetler seviyesini avrupa’da arıyorlar kendi tarihlerine geçmişlerine bakmak akıllarından bile geçmiyordu. Sonra demokratız biz özgürlükçüyüz diyen bu kitle gün geldi üniversitelerde ve kamu kurumlarında başörtüsü yasağı çıkınca gencecik kızlar gözyaşları içinde başlarını açınca hepsi alkış tuttu. Kimsede demedi ki ‘arkadaş özgürlüğe engel olamazsınız. din ve vicdan hürriyeti engellenemez’ . Onlara göre ibadet gizli yapılması gereken sadece camilerin içinde kalabilen bir durumdu ! ama işin rengi öyle değil işte… islam camilerde değil tüm hayatın içinde olan yaşanan canlı bir dindir. Tam bu yasaklar olduğu sırada bazı cemaat önderleri sessiz kalmayı tercih ettiler. ‘başörtüsü teferruattır ‘ diyen Fetullah Gülen kendi cemaatinin genç hanımlarına başlarını açma konusunda bir nevi mesaj vermiş oldu. (bunu bildiğim günden beri kendilerinden nefret etmekteyim tamamen kişisel bir nefrete sahibim ) bu uygulama konya selçuk üniversitesi hukuk fakültesinde başladı sanırım ilk defa! denemeydi aslında tepki ölçülüyordu. ve bizim sakin müslümanlarımız sustu. İlahiyat fakültesi dibinde olaylar yaşanırken müslüman öğrencilerimiz sesini çıkarmadı nasılsa onlar için korkulacak bir şey yoktu nasılsa onlar hala başörtülerini takabiliyorlardı! ama öyle olmadı . bu yasak tüm ülkede uygulanmaya başlandı 28 şubat süreci tıkır tıkır işliyordu! ama kim tarafından ! emperyalist güçlerin istemediği tek şey ülkelerde bir şeylerin iyi gitmesidir. Belli ki o dönemlerde bir şeyler iyi gidiyordu. Bu süreç yıllardan beri ezilen örselenen dindar kesimde yeni bir oluşum başlattı . İnsanlar böyle acılar yaşamak istemiyorlardı, genç kızlar inançlarından ötürü okuyamamanın verdiği öfkeyle dolup taşıyordu. Artık eskiyen körelen bu düzene bir dur demek lazımdı değil mi ! aslında milletin sorunu başörtüsüydü ama bazı güçlerin bu umurunda bile değildi. çıkaracakları arap baharlarında onlara yataklık edecek bir ülke gerekiyordu! büyük orta doğu projesi için Türkiye olmazsa olmazlarıydı plan basitti ! onların her dediğine evet diyecek bir lider gerekiyordu , halkın sevdiği biri olmalıydı onlardan biri. iki seçenek vardı önlerinde biri rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu diğeri Recep Tayyip Erdoğan ikisi de  halk adamı idi ve ikisininde ortak noktası hapishane hayatlarının olmasıydı. Kabul eden kişiyi tahmin etmeniz zor olmasa gerek! emperyalist güçler ülkemize para akıttılar her şey iyi gidiyordu . İşler tıkırındaydı yani ak parti mazlumların sesi olacak herkesi kucaklayacaktı , yaptılar da herkesi kucakladılar. Ne acıdır ki ben başörtüsü yüzünden soruşturmayı ak parti hükümeti baştayken geçirdim ve tesadüfen kendi sicil notumun 7’ye düştüğünü öğrendim ! hırsızlarla aynı kefeye konmuştum o an yaşadığım üzüntüyü size anlatamam. Tek suçum tesettürlü olmayı tercih etmemdi kendi hür irademle seçtiğim bu yolda yürürken zorlandım çünkü etrafımda bana destek olacak bir tane bile dostum arkadaşım ve akrabam yoktu. Allah bir şekilde destek oldu yanlız kalmadım güzel insanlarla dost oldum ( hayatımın en güzel yılları aslında o mücadele verdiğim zamanlarmış). peki ne oldu da işler böyle sarpa sardı. GÜÇ ! çok tehlikeli bir unsurdur dostlar gücün verdiği cesaretle piyonlar farklı hareket etmeye başlayınca olanlar oldu . Zaten celallenmeye gaza gelmeye hazır bir milletiz! yıllarca da dizilerle sosyal medyayla beynimiz hamur gibi olmuş . Harala gürele girdik yine birbirimizle çatışmaya sonra tapeler yolsuzluklar ayyuka çıktı. Bir taraf Tayyip Erdoğan’dan ölesiye nefret ederken bir tarafta ölesiye yapıştı liderlerine (osmanlıdan kalma alışkanlığımız var bizim birini tuttuk mu bırakamıyoruz ) 7 haziranda halk aslında hükümete ağzının payını verdi. Erken seçime gitmek tek çıkış yoluydu ak parti için gelelim püsgevitli Devlet Bahçeli’ye ilk günden seçime gidileceğini biliyordu bunun farkındaydı. Kurulan hükümetin seçim hükümeti olacağını bildiği için partisini harcatmak istemedi ! ama seçim sürecinde ne yaptı HİÇ kendini ifade edebildi mi HAYIR peki partideki diğer insanlar ne yaptı ? HİÇ ! sesini duyuramadı halkla iletişim kuramadı . İnsanlar bahçelinin HDP’ye olan tepkisine kızıyorlar ama bana çok normal gelen bir tepki bu ! kişilik olarak çok düzgün dürüst bir siyasetçi olmasına karşın malesef kendisi koltuğa yapışan ve kök salanlar listesinde yeniliğe açık değil ve buda partisine zarar verir hale geldi. 1 kasım seçimlerinin tek suçlusu bahçeli gösteriliyor oysa bu büyük haksızlık tamam hata yapmış yanlış bir taktik uygulamış olabilir ama bu seçim zamanında dindarlıkları yüzünden zulüm gören ve haziran ayından beri şiddeti kaosu yaşayan Türk halkının %49’u İMAN-KÜFÜR arasında tercih yapmıştır.

peki gelelim can alıcı konuya bu insanlara sosyal medya üzerinden saldıranlar ülkenin gerizekalı oranı bakalım % kaç olacak diyenler neden suçlu arıyorsunuz? Aynaya bakmanız yeterli ! kapalılardan nefret ediyorsunuz dindar insanları sevmiyorsunuz kendinizi onlardan üstün görüyorsunuz, sizin ulvi amaçlarınız var! ama adamın amacı basit dinimi yaşayayım kan dökülmesin kaos olmasın. Bir çok insan hırsızlık olaylarına inanarak gitti ‘çaldıysa çaldı ‘ dedi ama yinede oyunu vermekten çekinmedi! NEDEN ? alternatifi yok muhalefet beceriksiz ! gönül isterdi ki güzel ülkemde hakikaten kaliteli insanlar ve partiler harika projeler yarışsın insanlar iyinin iyisini seçmek için kararsız kalsın !!!

ha ben bu kadar yazdım ama kapitalist bir dünyada kazanan asla biz olmayız ! tercih eden de biz olmuyoruz zaten ! piyonlarız biz onlar ne isterse onu yapıyoruz ve bu kafayla gidersek daha uzun yıllar piyon olarak bize düşen görevi yapmaya devam edeceğiz.

bilimde sevgide iyiliklerde ve barışta buluşma dileğiyle sevgiyle kalın

        GULCE

Bir Cevap Yazın